aykırı doğrular - NO WAR!
6/5/2008
-
1 MAYIS GAZ BAYRAMI
Güneşi görüp sokağa çıkıyorum. Havada tuhaf bir koku...Asit mi desem, gaz mı desem? Genzim yanıyor. Gaz bayramı biteli 5 gün oldu, bu ne ola ki...
" Havada bulut yok, bu ne dumandır? Mahlede ölen yok, bu ne figandır? Ah o Taksim'dir Gülü polistir Giden düşüyor Acep ne iştir?" diyorum içimden...
Trafiğe kapalı caddeye giriyorum. Girişe kocaman bir bez afiş asmışlar. " Motorsikletler giremez" diye. Hoşuma gidiyor, artık daha rahat yürüyebileceğiz diye. Vitrinlere bakarak ilerliyorum. Az ileride 5,6 polis büfe önündeki masaya oturmuş, bir şeyler yiyorlar. İçimden onlara " Afiyet olsun" demek geçiyor ama gaz maskem olmadığından vaz geçiyorum. Ne olur ne olmaz, yanlış anlarlar da biber gazını sıkıverirler belki, ya da gaz bombası atarlar... Az ileride 2 adam motorsikletlerine binip yasaklanmış caddede tam gaz gidiyorlar.Yayalar sağa sola kaçışıyor. Kimse de bir şey demiyor. Dönüp bakıyorum, polisler de umursamıyor. Görevlerini hatırlatsam mı diyorum içimden. Bundan da vaz geçiyorum. Onların görevi kanun ve kuralları uygulamak, halkın huzurunu, güvenliğini korumak değil ki. Yeni görev tanımları değişmiş. Zaten halk dediğin de ne? Yıllar önce bir turizm bakanı bunu pek güzel ifade etmişti. " Halk plajlara hücum etti, millet denize giremiyor" demişti. Halk kim, millet kim? Halk memur, işçi, işsiz, küçük esnaf, gariban, ayaktakımı. Millet ise baş heralde ona göre. İşte bu zihniyetle 1 Mayıs İşçi, Emekçi Bayramı'nda onları sinek, haşarat yerine koyup gazla zehirlediler, boyalı suyla yerlere devirdiler, copladılar. Neymiş efendim? Provakasyon ihbarı almışlar. Çocuklar bile güler buna. Kanlı 1 Mayıs'ta insanlara ateş açanlar işçiler miydi? Panzerlerle üzerlerinden geçenler işçiler miydi? O kadar güçlü bir teşkilatsanız bulsanıza onu yapanları. Bulun, adalete teslim edin de alkışlayalım sizi. Gücünüz gariban işçilere mi yetiyor? AB' ye böyle mi gireceğiz? Demokrasi ile mi yönetiliyoruz? Yoksa biz polis devleti miyiz? İşlerine geldiğinde AB kriterleri diyenler, demokratik hakların kullanımında SS' ler gibi davranabiliyorlar. Tarihten ders almak gerek. Hitler ve Mussolini'nin sonunu bilmeyen var mı? Kim ne kazandı, kim ne kaybetti? Muhasebesini iyi yapmak gerek.
Yağmur çiseliyor, hava temizlenir belki diyorum. Ama İstanbul'da halka yaşamı zehir edenlerin vicdanını ne temizleyecek, onu bilmiyorum.
|
Yorum (
1
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
3/3/2008
-
SELAHADDİN'İN KİTABI / Tarık Ali
Tarık Ali'nin bu kitabındaki bazı bölümler ilgimi çekti. Bunları sizlerle paylaşmak istedim. S: 101 .......Cemile bize yıllar önce Kahire'de Fatımi Halifelerinden el - Hakim'in bir sabah uyandığında kadınların bütün kötülüklerin kaynağı olduklarına karar verdiğini anlattı. Halife bunun üzerine hemen kadınların sokağa çıkmalarımı önleyen bir ferman çıkarmış ve bunu sağlamak için de ayakkabıcıların kadın ayakkabısı yapmalarını yasaklamış. Bütün karıları ve cariyelerini sandıklara sokup nehre attırmış....... S: 103 ....... Kahire, Şam ve Bağdat, sakalsız gençlerin kendilerini ziyaret edenlerin akla gelecek her türlü ihtiyaç ve isteklerini karşılamaya hazır oldukları erkek genelevleri ile doludur. Bu kabul ediliyor da, birbirlerinin vücudunun misk kokusunu içlerine çeken kadınlardan söz edildiğinde göklerin başımıza yıkılacağı sanılıyor. ..........
|
Yorum (
2
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
27/10/2007
-
YENİDEN SERKAN ENGİN
Serkan Engin'in şiirlerini beğenen arkadaşlar için güzel bir şirini daha ekliyorum.
yüzün güneş öpücüğü
" Saman sarısı / Belası başımın"
Nazım Hikmet
feci halde kadın yüzün güneş öpücüğü
sen ki düşlerime teyellediğim sarı papatya
harbi söyle hiç yüreğin kekelemeden:
sahi kaç amperdir kalbinin akım şiddeti
kaç desibel susar kırmızısı umudunun
bulutları öperken tenindeki ince kuşlar
fena halde ela gözlerin uçurtma şenliği
sen ki ömrüme yağan umut sağanağı
harbi söyle hiç yüreğin kekelemeden:
sahi kaç kırlangıç silindi göğünün seyir defterinden
kaç baharı ıskaladın elinde ölüm çiçekleri
karanlığa koşarken içindeki masumiyet tayları
serkan engin |
Yorum (
2
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
24/10/2007
-
TAŞ DEVRİ OLİMPİYATLARI
6/10/2007
-
BİR SİHİR
ANA
Ana
çiçeklerle kutsa beni
güneşle okşa
okyanusta yıka kederlerimi
düşlerimi ayışığıyla besle
acıktım anne.
SEVİLLA
|
Yorum (
5
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
Hakkımda
Aykırılıklar olmasa doğrular nasıl anlaşılır? Ya da doğrular olmasa, aykırılıkları nasıl farkedebiliriz?
Toplumu geliştirenler "aykırı, sıradışı" dediklerimiz değil midir? |
|